Yazı Günlükleri 4

Gece gökyüzüne bakınca ayı göremeyince üzülürüm az da olsa gökyüzünü tamamlayan bir cisimdir ay benim için.

Ay aslında sadece bir gök cisminden fazlasıdır. Bir var oluşun,sıfırdan doğuşun,sondan başlangıcın, dirayetin ve iradenin sembolüdür.

Dünyamızın oluşmaya yeni yeni başladığı o kaos döneminde, gök taşları alevler içerisindeki genç gezegene gelişi güzel çarpıyordu. pek çoğu etkisiz denilecek kadar küçüktü bu çarpmaların ancak o dönem öyle bir göktaşı “kimilerine göre cüce bir gezegen” Dünya’ya çarptı ki bugün olsaydı o çarpışma yeryüzünde tek bir canlı daha yaşayamazdı ve o çarpışma sonrası. Dünyanın bir kısmından parçalar uzay boşluğuna savruldu.

Henüz çok yeni olan gezegen şimdiden parçalanmıştı bile. Ancak o saçılan parçalar dünyanın yörüngesine oturdular ve zamanla birleştirler. Bu işlemden sonra ayın ilk hali oluştu.

İşte ay’ı bu yüzden seviyorum ve önemsiyorum. Yok oluştan var olmayı başarmış mucizedir kendisi. her gün onlarca meteorun son durağı olsa da, yüzeyi eğri büğrü gözüksede o güzelliğinden ve ışığından hiçbir şey kaybetmiyor. Her zaman orda durmaya ve gecenin tebessüm ve neşe kaynağı olmaya devam ediyor.

Kim bile bilirdi ki milyonlarca “küçük” taşın bir araya gelmesi ile belki de gökyüzünde en güzel cisimlerinden birinin oluşacağını.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir